Muhacirler
Biz macirliyüz  
  Ana Sayfa
  Ziyaretçi defteri
  Misyonumuz-vizyonumuz
  Muhacir nedir?
  Biz Kimiz?
  Köyün Tarihçesi
  Nüfus yapısı
  Bir Zamanlar
  Şehit ve Gazilerimiz
  Geçim Kaynakları
  Köyün gelişimi
  Foto Galeri
  Ulaşım
  Kim nerede?
  İletişim
  Bir Memleket Güzellemesi
  Dost Siteler
  Video
  Uydudan Köyümüz
  Bilgi yarışması
  Türkü Dinle

LÜTFEN DİKKAT

Bu siteyi sınırlı, kısıtlı bir site olarak kullanmak istemiyoruz. Bizim köyümüze ait herkesin sitesi olmasını istiyoruz. "Bizim resimlerimiz neden yok, bizimle ilgili neden bilgi verilmemiş?" demenizi değil, "Resimlerimizi gönderiyoruz, bizim resimlerimizi de koyun, bizimle ilgili şu bilgileri de ekleyin." demenizi bekliyoruz. Unutmayın, site bizim ve herkesin yeri ayrılmış durumda... Resim ve bilgilerinizi aşağıdaki adrese gönderebilirsiniz: muhacirler37@hotmail.com
Yılmaz Odacı
Bir Zamanlar


Keşik
Tarım ve hayvancılıkla uğraşan insanlar için özellikle ırgatlık zamanında hayvanları gütmek (otlatmaya götürmek) bir sıkıntıydı. İnsan gücüyle çalışılan tarlalarda bir kişinin eksik olması onlar için bir kayıptı. Bu yüzden köylüler işten ve zamandan kazanabilmek için hayvan gütme işini haneler arasında sıraya sokmuşlardı. Herkes sığırlarını sabahleyin erkenden köy meydanına çıkarır, o gün nöbetçi olan ailenin fertlerine teslim ederdi. O aile gün boyunca köyün bütün sığırlarını meralarda, otlaklarda otlatır akşamleyin de hayvanları sahiplerine teslim ederlerdi.
Ramazan nöbeti
Köyümüzün kadrolu bir imamı yoktu. O yüzden camimiz yıl boyu kapalı durur, sadece ramazanlarda ücret karşılığı bir imam tutulurdu. Bu imam da çoğunlukla Gücüez namıyla meşhur Küçük Aziz olurdu. Köy odasında yalnız kaldığı zamanlarda sırt üstü yatarak Kur’an okuduğu söylenen Gücüez’in iftar sofrasını köylü hazırlardı. “NÖBET İBRAMAGİLDEN BAŞLAR.” sözünün kural haline geldiği o dönemlerde ramazan boyunca her gün bir aile odaya (köy odasına) sofra kurar, köylü de iftar sofrasında buluşur, o gün neler yaptıklarını birbirlerine anlatırlardı. Herkes aynı tabağa kaşık sallar, hiç kimse birbirinden iğrenmezdi.

Cizleme
Şimdi şehirlerde lüks lokantalarda krep olarak bilinen bir hamur işi vardır. Bir tabağa bir krep, yanına biraz haşlanmış mısır, biraz baharat, bir iki zeytin, biraz peynir koyarak servis ederler ve ücret olarak da yüklü bir bedel isterler. Belki bazılarınız bundan yemişsinizdir. İşte o hamur işine bizim köyümüzde cizleme denirdi. Özellikle kandil gecesi olan günlerde, annelerimiz, büyükannelerimiz sac üzerinde pişirdikleri cizlemeleri koltuğunun altına aldıkları bir sini içine koyarlar, üstünü örterler, köy içine çıkarak geçmişlerinin ruhları için bu cizlemeleri önlerine gelen herkese sıcak sıcak dağıtırlardı.
 
Köy Odası
Şimdiki camimizin bulunduğu yerde köy odası vardı. Üç odalı köy odasının bir odası cami olarak kullanılır, sadece namaz kılınırdı. Bir odası köy odası olarak kullanılır, erkekler iftarlarını ve sohbetlerini burada yaparlardı. Üçüncü oda ise köy odasının ortak mallarının konduğu oda idi. Teravih namazı kılınacağı zaman erkekler cami olarak kullanılan odaya geçtiklerinde kadınlar da bu üçüncü odada teravih namazına katılırlardı. Namazdan sonra erkekler oturma odasına geçerlerdi. Köyün en yaşlısı ocağın yanı başındaki baş köşeye oturur, onun hemen soluna da en yaşlıdan en gence doğru köylüler sıralanırdı. Gençler ocağın öbür yanında yerlerini alır, çay servisi yaparlardı. Çocuklar ise kapının önünde kimi yere oturmuş, kimi ayakta beklerlerdi. İçeriden bir şey istendiği zaman onu yapmak çocuklar için bir onurdu. Kamila'nın ya da İbrama'nın bir emrini yerine getiren çocuk, günlerce bununla övünürdü. Çocuklarını yürekten seven; ama sevgilerini kolay kolay belli etmeyen babalar, çocuklarının kapı önünde beklemelerinden rahatsız olmazlar, onların eğitimleri için bunun gerekli olduğunu düşünürlerdi. Büyüğe saygıyı bu şekilde öğrenen çocuklar hep bir gün İbrama’nın ya da Kamila'nın oturduğu yere oturmanın hayalini kurarlardı. Köyün bütün sorunları bu odada konuşulur, yapılacak işler burada planlanır, çok hararetli tartışmalardan sonra bütün kararlar burada alınırdı.
Odanın altında bir dam vardı. Köye gelen ya da yolu uzun olup da akşam karanlığına kalan Tanrı misafirlerinin hayvanları burada gecelerdi. Misafirin ise karnı doyurulur, odada istirahat ettirilirdi. 

Azık Torbası
Keşik işi sona erdikten sonra insanlar hayvanlarını kendileri otlatmaya başladılar. Bu işi de genelde çocuklar yapardı. Çünkü büyükler ırgatlık zamanında tarlada çalışırlar, diğer zamanlarda ise İstanbul’a çalışmaya giderlerdi. Anneler, çocukları için acıktığında yesin diye bir örtüye (poğa) biraz serme (yufka) ekmek ya da hamurlu (bazlama), bir iki haşlanmış yumurta, haşlanmış patates, domates gibi piknik yiyecekleri ve biraz da tuz koyar çocuğunun beline bağlardı. Meralarda ya da tarlalarda hayvan otlatan çocuklar bazen tek başına bazen birkaç kişi bir araya gelerek örtülerini yere sererler azıklarında ne varsa birlikte yerlerdi.
 
Gaste Gaste
Köy çocuklarının hala anlam veremediğimiz bir alışkanlığı da caddeden geçen arabalardan gazete istemekti. Yolun yukarısındaki rampayı çıktığı için henüz hızını alamamış arabalardan “gaste gaste” diye bağırarak gazete isterlerdi. Çoğu yolcu bunun ne anlama geldiğini bilmezdi ama Araç deresinden ve bu caddeden sık geçen insanlar çocukları kırmazlar, yanlarında bulunan gazeteleri camdan dışarı atarlardı. Yerlere saçılan gazete kağıtlarını toplayan çocuklar bu gazeteleri okur muydu, yoksa bu işi hobi olarak mı yaparlardı hala bilinmez...
 
Site Hakkında  
  Ziyaret etmekte olduğunuz site bir köy sitesidir. Amacı reklam ve iletişim kurmak; köyümüzü tanımayanlara tanıtmakla birlikte köylülerimiz arasındaki iletişim bağının kopmamasını sağlamaktır.  
Reklam  
   
Zamanın kıymetini bilenlere  
   
Köyümüzden, köylümüzden...  
 

DUYURU



Köyümüz ve köylümüzle ilgili haberlerimizi buradan duyurmak istiyorsanız bize bildiriniz.


Sitemiz ziyaretçilerimizi www.macirler.com adlı sitemize de bekliyoruz.

Köyümüzden, köylümüzden


www.muhacirler37.tr.gg

Dizgicity

 
Geçmişi yad, günümüzü unutturmamalı  
   
3 ziyaretçi (19 klik)
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=